sevgili,
sen gittin seninle birlik gitti bütün evren. yokluğun içimde bir kül bulutu. göz gözü görmüyor yüreğimin coğrafyasında…
önce bir şey olmaz sanmıştım. dayanırım sanmıştım. bunca ömrüm gurbetlikte, hasretlikte geçti. sonra benden uzağa attığın her adım içime bir yangın saldı. yüreğim temmuz göğü. yüreğim sivas eli…
buna da dayanacağım; biliyorum. ellerim nasırlanana kadar okşayarak hatıraları… buna da dayanacağım; biliyorum. tütün ve efkar soluyarak…
ellerimde açılan gonca gülüm, süt limanım, serçe çiğirtim… sensizliği sen bilmezsin. Nasıl da kurudu içimin ırmakları. nasıl da yönünü kaybetti bütün akarsular. Nasıl da çekildi denizlerim. teninin kıvrımlarında dolaşan elim şimdi bir yokluğu heceliyor. akşam kuşları ağaç dallarında, sesleri içimde geceliyor. bir çocuk gibiyim şimdi. öksüz kalmış bir çocuk. yürüyemiyorum. ayaklarım bocalıyor.
tekrar tutunmalıyım hayatın karşısında.
çaresizliklerle dolu bir mektup yazmak sana; olacak iş değil…
susturayım içimdeki hüzünbazı… bir türkü tutturayım dünyaya karşı.
oturup hayatın kucağına
çekirdek çiftleyelim
günebakarak
bırak bahçede dağılsın rüzgâr
saçların hani?
kımıltısız bir eladır gözüne bıraktığım. onca derin. beni hayatın tenhasında bulabilirsin. çıkmam kahvenin telvesine. üçvakte kadar değiştiremem herhangi bir şeyi… sevmek dersen, severim. yalansız ve hilafsız… sövmek yakışır dudaklarıma, ıslık çalmak gibi… beni herhangi bir sesin son hecesinde, beni şarabın kırmızında, ayın aymazlığında, beni yenilmiş yanlarında bulabilirsin.
teninin yangın yeridir dokunduğum… her dokundukça küllerini tutuşturan, iniltini çoğaltan… içinin sönmüşlüğüne bir harman yeri şenliği, yorgunluğu armağan eden.
beni herhangi bir ırmağın susuşunda bulursun. kaybettiğini sandığın yerdeyim ben. dip sızında. ağladığında gözyaşındayım, avurtlarına inen. yüzündeki rimel izi. dudağının hüzünbaz kıvrımında saklı bir adım. unuttuğunda umudum sol memenin altında.
beni herhangi bir dağın koyağında bulursun. yüreğinde ordular çoğaldığında savaşa tutuşmak için. ya bir kırmızı bayraktır adım seni isyana çağırır ya beyaz bir bayraktır aklım, elini tutar.
beni bir düşün akışında bulursun. kanat kanat süzülürken gökyüzüne. kuş olurum ela’m değer gözünün bebeğine. rüzgar olup dindiririm kanayan yanlarının ağrılarını.
beni bir şakinin bakışında bulursun… kavgalı, kırgın, kızgın, mahcup, güvensiz, korkak… ne yaptığından ve ne yapacağından emin olmadan tetik gerip kaşlarını alnının ortasına, silahının namusunda, düşünde bir bahar gezi, gözü arpacık çıkaran bir eşkıyanın bakışında bulursun.
beni aradığın yerde değilim ey sevgili, beni bulduğun yerdeyim ben. beni bıraktığın yerde değilim ey sevgili beni kaybettiğin yerdeyim ben. beni kırdığın yerde değilim ey sevgili beni kurduğun yerdeyim ben.
Ben, senin alnının çizgisinde…
ben, senin kâbusunun arasında uyandığında içtiğin bir bardak suda…
ben, yalnızlığının korkusunda…
ben, sendeyim ey sevgili…. içine bakmayı unutma…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder
yorumunuz için teşekkürler.