mektuplar-1

2010/11/22
gece seslerine yürümek, tereddütlüdür çoğu zaman. ve hep yalnız yürümeyi gerektirir. insanın içinde kol gezen güvensizlik, sık sık arkasını kontrol etmesine sebep olur. arkama dönmeden yürüdüğüm bir yoldur sana değen sözcüklerimin hepsi…

gül haydi!

göğüme uçurtma salan çocukların kabaran ela’larında yürüyorum sana. alnımda bir yol yorgunluğu, dudaklarımda diş izi kalmış kelimeler…

al haydi!

seni bilmekle başlıyor seni bulmak. yüzüme dokunan her tebessüm yol olup uzuyor kalbimin maviş atlasına…

bul haydi!

dostum, öyle uzun soluyuşlar içinde geçti ki ömrüm, şimdi sen karşıma dikilmişsin ve yüzünün bütün ayrıntısı ile kapında bekliyorsun… serçeler canına çarpmasın diye açık pencerelerinle. ayaklarının altında ahşap gıcırtısı…

gel haydi!

ne zaman yola çıktımsa ansızın bir sağanak başlardı. iki mevsim geçerdi ayaklarımın altından: sonbahar ve kış… yollar uzadıkça kederimin kıvrımlarında, ben de yol olmayı öğrendim, sonra… sonra sağanaklara alıştım, ilkbahar toprağı gibi…

yağ haydi!

şimdi, yollardan vazgeçip durma vakti mi geldi acaba bir dostun tebessüm eden yanağının kıvrımlarında. avurtlarında çoğalan gözünün elasını avuçlarımda biriktirmek mi gerekir acaba?

bak haydi!

insan, kimi zaman bir ömür de tanıyamaz yanındakini… hani bilirsin isa’nın ve hacı bayram veli’nin yol arkadaşını… kimi insan ise ilk sözcükte teslim eder kendini yanındakine… sonsuz bir enginlik bağışlar yüreğinin maviliğinden…. sözcükler yol bulup varır yüreğe.

düş haydi!

dağ olsan sisine, meydan olsan sesine, orman olsan derinliğine gizlenmek isterdim bu sonu belli olmayan yolculuğumda…

ol haydi!

oysa ben şimdi coşkun bir nehir gibi akıyorum, akmak istiyorum senin denizine… karışmak, hemhal olmak, bir olmak, ummanda zerre, harmanda tane, ateşte alaz olmak… ıramak sonsuzluğun bağrında…

yak haydi!

sen son ol. sonu olmayan… ben yol olayım başı bilinmeyen… ve bütün kıvrılışlarım, şaha kalkışlarım, tereddütlerim, geriye dönüşlerim, dağ çıkışlarım, yorgunluklarım, bir dost için uzanmak olsun yeryüzü sathında…

yol haydi!

sen yol ol, ben iflah olmaz yolcu…

bil haydi!

ve ikimiz birden susayalım. susasımız gelsin…

gül haydi!

20 ilkyaz( mayıs) 2010-

0 yorum:

Yorum Gönder

yorumunuz için teşekkürler.