mektup-3

2010/11/22
sana yazmak saadet olduğu kadar azap da sevgili.

gözlerin geliyor aklıma, gülümseyişin. her gülümsediğinde dudağının kıvrımına konan kırlangıçlar… yaşama daha bir sarılasım geliyor. aklıma sen düşünce daha bir seviyorum dünyanın geri kalanını. daha da hassaslaşıyor yüreğim. güvercinler kanatlarını çırparak havalanıyor.


sevgili,

sen düşünce yüreğime beni ay çarptı. denizin kabarması gibi kabardı yüreğim. kimselere söylemedim adını. adın büyüdükçe içimde, dudaklarımı ısırdım. dudaklarımın morartısında çatladı adının bütün harfleri.

her insan bir addır sevdiğim. bir adla doğar ve büyür. kulağına okunan ad olur büyüdükçe. adı ona o adına bağışlar yaşanmış günleri. yaşanacak günleri ise bir birlerine hazırlarlar. işte sevgili, senin adın da bana fısıldandı.

adımı bilmedikçe bilemezsin beni sevgili. geçmişimi bilemezsin. çünkü adımın her okunuşunda geçmişim doğar içine. adımın her çağrılışında ruhum koşar çağıranın peşine. ad, ruha benzer sevgili. doğumla insanın içine nüfuz eder; ölümle birlikte ayrılır bedenden ve yaşamaya devam eder. öldükten sonra dirileceksek eğer adımızla dirileceğiz. günahlarımız adımıza yazılacak, sorguya adımızla çekileceğiz. her insan ancak adı ile ölümsüzleşir ve her insan ancak adı silinince dudaklardan, ölür sonsuza dek. ad, hatırlanmaktır sevgili. ad ruha biçilmiş yegane kılıftır. ben dudaklarımı morartırcasına aklımda tutuyorum adını. çatlatırcasına bütün harflerini, ısırıyorum…

bana adını bağışla sevgili, ruhunu emeyim iki göğsünün arasından.
yaşam isimle ölüm arasındadır.

mülteci bir tebessümsün yüreğimde nicedir. aşık olmayı bıraktığım gün mü başlamıştım tütüne bilmiyorum ama o zamandan beri bütün tebessümler mültecidir dudağımda. tütün ise tereddüttür. tereddüdü keskin bir bıçak gibi taşıyorum kınında. kını, tenimdir. tenim kapanmaz yaraların vatanı…

sevgilim
omzunda iki melek/ koç mu geldin ibrahime
kurbanlık
beni ağlama
yağmur olasım yok bugün umutsuzlara
oturup bir şiirin kucağına
çekirdek çiftleyelim
günebakarak
üç, tek sayıdan sayılmaz aşk matematiğinde
beni ağlama/arkamdan
ıslanmam… uslanmam

beni sen ustalaştırıyorsun yüreğimin örsüne vurarak aklının çekicini. demirime su veriyorsun göğünün bulutundan. çelikleştiriyorsun sevdaya olan imanımı.

hatırlıyorum, ben seni sevdiğimde aylardan nisandı sevgili. ince bilekli yağmurlar vuruyordu canımın tenhasına. olur olmaz ıslanıyordu gözlerimin elası. ben seni ıslık çalmayı sever gibi sevdim. keyifli vakitlerde sevincim oldu adının dudağımla buluşması.

sancıdım. ne zaman düşecek gibi olsan gözlerimden avurtlarıma. avurtlarımı yurt tuttum sana. ben seni, baba yurduna varılan bir yol bilip sevdim. düştüm yoluna.
ben seni, sancılı bir kış bilip sevdim. çıktım dağına. rüzgarına, boranına taliptim.
ben seni, herhangi bir atları olur olmaz maviye boyayan bir akarsu…. kıvrılarak yol buldum vadilerinde.

ben seni, bozcuncu çığlığıyla geceyi kalbinden vuran iniltili bir tren… bekledim durmanı istasyonumda.

ben seni, buğulu bir camın ardında durup kalbini çizen hüzzam soluklu bir kız. yazıldım kalbin içine.

ben seni, çöl coğrafyasında beyrut ezgisi. taş oldum. atıldım faşizmin bağrına.

ben seni, haritalarda unutulmuş bir köy. duman oldum bacasına.

ben seni, sevgili ben seni… biraz ben olduğun, biraz insan kaldığın için sevdim.

üç, tek sayı sayılmaz aşk matematiğinde
bir sen, bir been, bir de evren…
çekirdek çiftledikçe çoğalırız…
bir şiirin kucağında…
yakmalı bu mektubun ucunu da sevgili.

0 yorum:

Yorum Gönder

yorumunuz için teşekkürler.