d/ilimi kuşlar yedi
düş gördüm
annem hayra yordu
esmer kadın gibi
titredi gecenin etekleri
kırlangıç ağıdı
ben en çok seni ağladım
kırlangıçlar konarken dualarıma
dudaklarımla sevişti adın
kanadım/ mavi
soluk nehir gibi geçtim haritaları
soyum yırtık bir atlastan geliyor
ezberimde tuttum ayrılıkları
sonra sus oldum/ağladım.
erkendi yağmurdu kuşlar ölüydü
imanlı bir dağ köyüydü ömrüm
kırlangıçlar geçerdi göğümden
peşin dualarımda/ adın
yar yanımın yarısı kenevir tohumu
yarısı ateş
gitmeleri anlamlı kılmak için
doğurmuş annem
bir mim koymuş ellerime göbek bağımdan
alnıma virgül
sonra kırıldım/nokta
gözlerine bakardım
denize akar gibi
soluk bir nehir gibi geçtim haritaları
tuz gölüne döküldüm
ve nihayet/ çöl
antalya’06
....
ellerin saten ve ipek yanığı
her sabah dolmuşlar alır götürür
her gün eksiksiz sömürülürsün
nefesin kenevir tohumu
gözlerin çiçeklenmiş darağacı
tezgâhlarda ellerin
ellerin saten ve ipek yanığı
ah sigara molası
ve saçlarının yaldızları
daraltır içinin sokaklarını
her akşam kurşuna dizerler seni
yılgın bir ceset taşınırsın mahalleye
mahalle esnafı ve delikanlılar
ıslıklar göğsünün başkaldırışını
sevişmek umrundadır bilirim
yine de ellerin saten ve ipek yanığı
akşam olur ekranda istanbul yosmaları
vururlar aklının sahillerine
hayalinde süslenir baştan çıkarsın
bilirim umrundadır sevişmek
yine de çiçeklenir darağacı
düşer gözlerinden göğüslerine
sabah olur dolmuşlar alır götürür
dudağında tuz yanığı uykularını
ellerin tezgâhlarda
teninde okşanma unutkanlığı
haziran ikibindokuz
....
yedi ekim gecesi
yedi ekim gecesi ve ben aynı dünyaya bakarız
soluk atlasların mavi çizgileri dokunur ayaklarımıza
mardinli semaverden içeriz çayı
sivas yangınının koru avuçlarımızda…
yedi ekim gecesi ve ben
aynı korkunun sabahındayız
karanlığımızdan su içmeyecek bir daha
portakal ağaçları ve gençliğimiz
saçlarımız kısa
yenimizde ölümün kolu
cepkenimiz kadavra
yedi ekim gecesi ve ben seviş-e--meyeceğiz bir daha
yedi ekim 2006
....
aşkın –ev hali
kabuğu kavlayan yara
yaz izi
aşkın –dem hali
camda titreyen yağmur
yar yüzü
aşkın-yalım hali
içimde eşkıya yalnızlığı
yar sözü
aşkın –yok hali
aklımı kemiren kurt
yar dudağı
aşkın – derin hali
ruhumu yıkayan deniz
yar kokusu
aşkın –serin hali
yanımda uyuyan kadın
yar
aşkın –ev hali
önümde uzayan yol
yar hasreti
aşkın –dev hali
antalya’07
....
uçuk yanım
her sabah kuşkanatları boyuyor
gök yüzünü mavi
bir kadın ağlıyor yağmur....
dolaşıyor dilimin uçuk yanı tenhalarını
göçüyor kırlangıçlar yaz ülkesine
eğiliyor gece yanım yarılarına
camlar esmerleşiyor
tut ki güvercin mavisiyim
korkuyorum dalgalarla oynaşmaktan
ruhumu içiyor başak tarlaları
çocuk gülüşleri dolduruyor
boş sabahların kundağını
yollara vuruyor
ağaçlar kirlenmemiş yalanlarını
anneler masal çoğaltıyor
gök yüzünü ağlıyor bir kadın
tenhalarını yağmur dolaşıyor
her sabah dilimin uçuk yanı
maviye boyuyor kuş kanatlarını
ağustos ‘06
...