şiirlerim-1

d/ilimi kuşlar yedi
düş gördüm
annem hayra yordu
esmer kadın gibi
titredi gecenin etekleri




kırlangıç ağıdı

ben en çok seni ağladım
kırlangıçlar konarken dualarıma
dudaklarımla sevişti adın
kanadım/ mavi

soluk nehir gibi geçtim haritaları
soyum yırtık bir atlastan geliyor
ezberimde tuttum ayrılıkları
sonra sus oldum/ağladım.

erkendi yağmurdu kuşlar ölüydü
imanlı bir dağ köyüydü ömrüm
kırlangıçlar geçerdi göğümden
peşin dualarımda/ adın

yar yanımın yarısı kenevir tohumu
yarısı ateş
gitmeleri anlamlı kılmak için
doğurmuş annem
bir mim koymuş ellerime göbek bağımdan
alnıma virgül
sonra kırıldım/nokta

gözlerine bakardım
denize akar gibi
soluk bir nehir gibi geçtim haritaları
tuz gölüne döküldüm
ve nihayet/ çöl

antalya’06
....

ellerin saten ve ipek yanığı

her sabah dolmuşlar alır götürür
her gün eksiksiz sömürülürsün
nefesin kenevir tohumu
gözlerin çiçeklenmiş darağacı

tezgâhlarda ellerin
ellerin saten ve ipek yanığı
ah sigara molası
ve saçlarının yaldızları
daraltır içinin sokaklarını
her akşam kurşuna dizerler seni
yılgın bir ceset taşınırsın mahalleye

mahalle esnafı ve delikanlılar
ıslıklar göğsünün başkaldırışını
sevişmek umrundadır bilirim
yine de ellerin saten ve ipek yanığı

akşam olur ekranda istanbul yosmaları
vururlar aklının sahillerine
hayalinde süslenir baştan çıkarsın
bilirim umrundadır sevişmek
yine de çiçeklenir darağacı
düşer gözlerinden göğüslerine

sabah olur dolmuşlar alır götürür
dudağında tuz yanığı uykularını
ellerin tezgâhlarda
teninde okşanma unutkanlığı

haziran ikibindokuz

....

yedi ekim gecesi


yedi ekim gecesi ve ben aynı dünyaya bakarız
soluk atlasların mavi çizgileri dokunur ayaklarımıza
mardinli semaverden içeriz çayı
sivas yangınının koru avuçlarımızda…


yedi ekim gecesi ve ben
aynı korkunun sabahındayız
karanlığımızdan su içmeyecek bir daha
portakal ağaçları ve gençliğimiz

saçlarımız kısa
yenimizde ölümün kolu
cepkenimiz kadavra
yedi ekim gecesi ve ben seviş-e--meyeceğiz bir daha


yedi ekim 2006

....

aşkın –ev hali


kabuğu kavlayan yara
yaz izi
aşkın –dem hali

camda titreyen yağmur
yar yüzü
aşkın-yalım hali

içimde eşkıya yalnızlığı
yar sözü
aşkın –yok hali

aklımı kemiren kurt
yar dudağı
aşkın – derin hali

ruhumu yıkayan deniz
yar kokusu
aşkın –serin hali

yanımda uyuyan kadın
yar
aşkın –ev hali

önümde uzayan yol
yar hasreti
aşkın –dev hali

antalya’07



....

uçuk yanım

her sabah kuşkanatları boyuyor
gök yüzünü mavi
bir kadın ağlıyor yağmur....
dolaşıyor dilimin uçuk yanı tenhalarını

göçüyor kırlangıçlar yaz ülkesine
eğiliyor gece yanım yarılarına
camlar esmerleşiyor

tut ki güvercin mavisiyim
korkuyorum dalgalarla oynaşmaktan

ruhumu içiyor başak tarlaları

çocuk gülüşleri dolduruyor
boş sabahların kundağını

yollara vuruyor
ağaçlar kirlenmemiş yalanlarını
anneler masal çoğaltıyor

gök yüzünü ağlıyor bir kadın
tenhalarını yağmur dolaşıyor
her sabah dilimin uçuk yanı
maviye boyuyor kuş kanatlarını
ağustos ‘06
...