mektup-2

2010/11/22
sevgili

ben seni sevdiğim vakit, içgöçlere gebeydi yüreğim. talan mevsimindeydim. herkes pay istiyordu çapuldan.

doğduğum vakit, bir süzüm gözyaşı damlatmış anam avucuma. ne zaman birini sevsem ağrır avucumun çeperi. ben daha bebe ilken ceplerime erik yerine gökkuşağı doldururdum. bulut yüklüydü hüznüm. olur olmadık ıslatırdım yüreğimin çayırlarını. bir deniz düşlerdim. akşam kuşluğunun kızıllığında. on sekizlik kar gibi yağardı alnımın akına martı çığlıkları. sonra…

sonra çığlık çığlığa büyüdüm sevgili. boy attım ta şurama kadar. öyle uzun değilim bilirsin. ama uçsuz sıra serviler vardır yüreğimin ormanlarında. başı göğü yalayan…
ömrümü herhangi bir otobüsün arka koltuğunda o şehirden bu şehre taşırken alıştım gurbetlere. hiçbir kadının iki göğsünün arasında dinlenemedi yenilmişliğim. yumruklarım kavga mağduru…

saçlarım okşanmadı hiç baba eli tarafından. ne zaman baş kaldırsam sızlar babasız yanlarım.

sevgili,

yalansız büyürken hilaflarda halef oldum bütün acılara. avucumda birikti akşam kuşlarının tereddüdü. tütün niyetine soludum bütün bir ömrü. şimdi, hünerli bir marangozun elleri gibidir ellerim. törpülüyorum bütün acılarımı. acılar kabuğundaymış ömrümün ve kabuğu kavlayan yara yeniden kanamaya aşinaymış, öğrendim. ve garip ki, ben acılarımla değer katıyormuşum hayata.

sevgili,

sana nefretsiz bir çocuk getirdim. gözleri ilk gün ki gibi acı kahve. falında hep yol çıkıyor üç vakte kadar. ne öğreniyorsa kendi iç göçünden armağan sürgün bulutların rahminde büyüyen bebeye. başka bir dil konuşuyor içinin bütün kervanları. ve kervan kıran sarı yıldıza emanet akarsuları. akıyorlar denizi hissederek.
ey sevgili, denizim olur musun?

babam gibi okşar mısın, hayatın karşısında kıvrılan saçlarımı? annem gibi bekler misin yaralarımın kanamasını günün ilk ışığına kadar. çoğalırken sanrılarım, dudağıma bir türkü bırakır mısın dudağından armağan?

sevgili,

bu dördüncü mektubum sana. ucunu sigaramın ateşi ile yaktığım. yüreğimin yangınını sana bulaştırmaya çalıştığım. sözlerim değiyor mu gözlerine?

ne zaman yola çıksam sağanaklara yakalandım ansızın. dudağının kıvrımında kırıldım bir kızın. seninde oldu mu hiç dip sızın. hagi göllerin hüznü gibi. hani çığlık çığlığa gebe kaldığın bir acı. hani içini yakan bir veda. hani bir ırmağın kırgın,üzgün akışı gibi…

bozkırlarda gelincikler açar sevgili. aslı esasında yakışmaz bozkıra bu kadar kırılgan bir çiçek. ilk yağmurda boynu kırılır. dağılır bir kuş ölüsü gibi yerlerde kalır. yine de açar. işte ben bir bozkır gelinciğiyim. kanım her alaşafakta toprağa karışıyor.

toprağım ol sevgili, kanımı karşıla. sana olan içgöçüme muştulayıcı ol.

işte beni bilmeye başladın sevgili.

seni lanetlemeye başladım.

(mayıs 2010- antalya)

0 yorum:

Yorum Gönder

yorumunuz için teşekkürler.