şarkı sözleri

Gazze’de kuşlar ölür

ne zaman sevsem seni
hava bozar
hesapsız uzar ayrılıklar
bahar biter kış kalır

ne zaman çıksam yola
ansızın yağmur başlar
yüzün aklıma gelmez
yanağımda nem kalır(?)

ne zaman sana gelsem
gazze’de kuşlar ölür
aşka yasaklanır gökyüzü
zulme meydan kalır

ben en çok seni ağlarım
güvercinler düşer düşlerimde
dudaklarımda duadır adın
geriye yalnız bir “amin” kalır
engin akbaba
....................
madımak’da “gül” diye

biz aşıklar sofrasında
dem çekeriz "hu" diye
musalladadır canımız
ateş ile "yu" diye

dudak olur meye düşer
mey anlamaz halimiz
nefes olur neye düşer
ney söylemez derdimiz

bir olur ceme gireriz
bizi bende “bul” diye
yanarız göğe ağarız
şah aliye “kul” diye

sivas’ta kalır ahımız
madımak’ta “kül” diye
insandır kıblegahımız
can nefesi “gül” diye

engin akbaba

otuzların ağıdı

oy gülüm oy, dağıtılır terimiz
cehennemdir meskenimiz yerimiz
gün geçtikçe kara olur derimiz
maden ocağında düğün mü olur
bize verilenle öğün mü olur

oy oy diye, dağıtılır terimiz…
ölürüz de ses etmeyiz birimiz…
kaderine razı olur dirimiz(!)
maden ocağında halay mı olur
azrail ceberrut, alay mı olur

umut derler açlığımın adına
öldü derler, beni seven kadına
başkaları çıkar kerevetine
can mı kaldı bizde sana verecek
suna’m mezarıma nasıl gelecek

madenci düğünü mezarda eder
ya yetim bırakır ya da bir keder
göçüğün altın da kalmak mı kader
yer altından canım sesimiz gelir
sesimiz gelmezse yasımız gelir

engin akbaba


oy sivas göğün duman
oy sivas kışın yaman
oy sivas benim yanan
oy sivas adın yalan

sazımın tellerini
bahçemin güllerini
söktün ateşe attın
savurdun küllerini

oy sivas bahtım kara
oy sivas düştüm nara
oy sivas içim yara
kanattın güllerimi

misafir oldum sana
bağladın dillerimi
kıydın emanet cana
duymadın hallerimi

oy sivas ilk değilim
çektin dedemi dara
türkümü söyletmedin
verdin canı hınzıra
engin akbaba

ruhun ruhuma gebe, akar dağları dağları,
sesin keskin bir yangın, yakar çağları çağları
dilin dilimde sevgilim senin için söylerim
ben bütün şarkılarımı ey gecemin karası,

ey yüreğimin dinmeyen kanamalı yarası,
ey yoksul memleketimin hürriyet sevdalısı

sen Fırat ol ben Dicle şattül arap evimiz
benim için sevdiğim ellerinle bir gök çiz
dönmeyen gemilere gözyaşın bir deniz
deniz olmasın sevdiğim darağacının yası
engin akbaba

sigarayı ucucuna ekledim.
gelir diye yollarını bekledim.
gelme/gelme tütünüm oldun
hasretim yandı
yanma/yanma senden bana
gözyaşım kaldı
sevme/sevme eller seni
düşmanım sandı
engin akbaba



Ve yangın
kavından çıktı bir Cuma
otuz beş mavi yürekli turna
uçtu kaf dağının ardına
ateşi kuşandı anka
küle döndü
yeniden doğmak için

Sivasa turnalar döndüğü zaman
mezarında duramaz otuz beş( yedi) can
girerler semaha göğe ağarlar
pir sevdası ile yine yanarlar

(oy Sivas göğün duman
oy sivas kışın yaman
oy Sivas adın yalan
oy Sivas benim yanan)

Yangını giyinip ala dönüşen
alevi giyinip güle dönüşen
rüzgarı giyinip küle dönüşen
karanfil olurlar yine gelirler

Dağlarında çiçeklerle büyürler
alanlarda halkın ile yürürler
çocuk yanağında gülüş olurlar
Kızılırmak gibi yine coşarlar

Bizi öldürmekle bitmeyiz Sivas
kini ve nefreti bilmeyiz Sivas
can için yıllarıdır tutarız da yas
yine sana semah ile döneriz
engin akbaba

leylasını unutturan çöl gibi
seni değil sensizliği sevmişim
yangınlardan arta kalan kül gibi
seni değil sensizliği sevmişim

doluların bir çiçeği kırdığı gibi
sen de beni sözlerinle kırmışsın
tanrıların günahımı sorduğu gibi
her anımın hesabını sormuşsun

dalgalardan arta kalan kum gibi
yakılarak eritilmiş mum gibi
susularak tüketilmiş an gibi
seni değil sensizliği sevmişim

bir şey söyle sevdiğine inandır
gözlerini kirpiğimde uyandır
aşık olan yüreğiyle duyandır
seni değil sensizliği sevmişim
engin akbaba